Maloklüzyon Nedir? Kapanış Bozukluğu Türleri, Nedenleri ve Tedavisi
#Ortodonti & Çocuk Diş
Date Published
AnasayfaMyra BlogMaloklüzyon Nedir? Kapanış Bozukluğu Türleri, Nedenleri ve Tedavisi
Loading...
Loading...
Loading...
Loading...
Doç. Dr. Dt. Ahmet Yalçın Güngör - Ortodonti Uzmanı
2000–2005 yıllarında Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlayan hekim, 2005–2009 arasında Süleyman Demirel Üniversitesi Ortodonti Anabilim Dalı’nda doktora yaparak uzmanlaşmıştır. 2010–2011’de Mustafa Kemal Üniversitesi’nde başhekim yardımcılığı, 2013–2015’te ise Akdeniz Üniversitesi’nde Anabilim/Bilim Dalı Başkanlığı görevini üstlenmiştir.
Maloklüzyon, alt ve üst çene dişlerinin birbiriyle uyumsuz şekilde kapanması, yani diş kapanış bozukluğu demektir. Bu yaygın ortodontik problem, sadece gülüş estetiğini değil; çiğneme, konuşma ve çene eklemi (TMJ) sağlığını da olumsuz etkileyen ciddi fonksiyonel sorunlara yol açabilir. Bu bozuklukların temelinde genellikle genetik yatkınlık, çene yapısı uyumsuzlukları ve çocukluk alışkanlıkları bulunur.
Bu rehberimizde, maloklüzyon sınıflaması tiplerini (derin kapanış, ters kapanış gibi) ve bu bozuklukların nedenlerini detaylıca ele alıyoruz. En güncel diş kapanış bozukluğu tedavisi yöntemleri (diş teli, şeffaf plaklar) ve kapanış bozukluğu tedavisi ne kadar sürer gibi merak edilen tüm sorulara uzman yanıtları veriyoruz.
Maloklüzyon (Diş Kapanış Bozukluğu) Nedir?
Maloklüzyon, yani diş kapanış bozukluğu; üst ve alt çene dişlerinin birbirine uyumlu şekilde kapanmaması durumudur. Tıbbi literatürde oklüzyon bozukluğu olarak da geçen bu problem, ortodontinin temel ilgi alanlarından biridir. Normal oklüzyonda (düzgün kapanışta) üst çene dişleri alt çene dişlerini hafifçe kapatırken, maloklüzyonda bu düzen bozulur.
Dişler yanlış pozisyonda kapandığında, bu durum sadece gülüş estetiğini değil, aynı zamanda hayati fonksiyonları da etkiler. Kapanış bozukluğu nedeniyle ortaya çıkabilecek başlıca fonksiyonel ve sağlık sorunları şunlardır:
Çiğneme etkinliğinin azalması ve sindirim sorunları.
Ortodontik açıdan ideal bir kapanış, yani düzgün diş kapanışı, alt ve üst çenenin ve üzerindeki dişlerin tam bir uyum içinde çalıştığı durumu ifade eder. Bu uyum hem estetik hem de fonksiyonel açıdan mükemmel dengeyi sağlar.
Sağlıklı ve İdeal Bir Diş Kapanışının Temel Özellikleri:
Dikey Uyum (Overbite): Üst ön dişler, alt ön dişlerin yaklaşık %25-30'unu (yaklaşık 2-3 mm) dikey olarak örtmelidir. Bu, ağız kapalıyken dişler arasında sağlıklı bir örtüşme miktarını gösterir. ( Kaynak: NIH)
Yatay Uyum (Overjet): Üst ön dişler, alt ön dişlerden yatay olarak 1-2 mm kadar daha önde konumlanmalıdır.
Azı Dişleri Teması (Angle Sınıf I İlişkisi): Arka (azı) dişlerin çıkıntıları ve olukları (tüberkülleri ve fossaları) birbirine tam olarak oturmalıdır. Bu temas, çiğneme kuvvetini eşit dağıtır.
Orta Hat Uyumu: Üst ve alt ön kesici dişlerin tam ortasından geçen sanal çizgi (orta hat), yüzün orta hattı ile hizalı olmalıdır.
Ağız Kapalıyken Dişler Nasıl Olmalıdır?: Çiğneme yapılmadığı zamanlarda, çene kasları rahatlamış durumda olmalı, alt ve üst dişler hafifçe temas etmeli veya aralarında çok az bir boşluk bulunmalıdır. Diş sıkma (bruksizm) görülmemelidir.
Bu özelliklere sahip bir kapanış, dişlerin ömrünü uzatır, çene eklemlerini korur ve çiğneme fonksiyonunu maksimum düzeye çıkarır.
Maloklüzyonun Nedenleri (Kapanış Bozukluğu Neden Oluşur?)
Diş kapanış bozukluğu olan maloklüzyon, çene ve diş yapısındaki uyumsuzluklar sonucunda ortaya çıkar. Bu bozuklukların temelinde genetik, gelişimsel ve çevresel faktörler büyük rol oynar. Bu nedenleri erken tespit etmek, özellikle çocuklarda önleyici ortodontik müdahaleler için çok önemlidir.
Maloklüzyonun Başlıca Oluşum Nedenleri:
Genetik ve İskeletsel Faktörler:
Çene Boyut Uyumsuzluğu: Alt ve üst çenenin orantısız büyüklükte olması, dişlerin birbirine doğru oturmasını engeller. (Örn: Alt çenenin önde olması Sınıf III maloklüzyona yol açar.)
Diş Boyut Uyumsuzluğu: Dişlerin çene kemiğine göre çok büyük veya çok küçük olması, dişlerde ya aşırı çapraşıklığa ya da boşluklara (diastema) neden olur.
Kalıtım: Ailede çene darlığı veya diş dizilim bozukluğu geçmişi bulunması, genetik yatkınlığı artırır.
Çevresel Faktörler ve Kötü Alışkanlıklar:
Uzun Süreli Alışkanlıklar: Özellikle 4 yaşından sonra devam eden parmak emme, tırnak yeme veya uzun süre emzik/biberon kullanımı, çeneye anormal baskı uygulayarak açık kapanış bozukluğu gelişimini tetikler.
Ağız Solunumu: Sürekli ağızdan nefes almak, dilin pozisyonunu değiştirir ve üst çenenin daralmasına yol açarak kapanış sorunlarını şiddetlendirir.
Dil İtme: Yutkunma sırasında dilin ön dişlere baskı yapması da kapanış bozukluklarına zemin hazırlar.
Lokal Faktörler ve Diş Gelişim Problemleri:
Erken veya Geç Diş Kaybı: Erken kaybedilen süt dişlerinin veya çekilen kalıcı dişlerin yerine bir şey yapılmadığında, komşu dişler boşluğa doğru kayar ve bu durum tüm kapanış düzenini bozar.
Fazla Diş (Süpernümerer) veya Eksik Diş (Agenezi): Diş sayısındaki anormallikler, dişlerin düzgün bir şekilde yerleşmesini zorlaştırır.
Çene Travmaları: Çene bölgesine alınan darbeler veya yaralanmalar, özellikle gelişim çağında, çene kemiği pozisyonunu ve dişlerin yerleşimini kalıcı olarak bozabilir.
Maloklüzyon Sınıflaması ve Tipleri (Angle Sınıflandırması)
Maloklüzyon sınıflaması, ortodonti alanında kapanış bozukluklarını standart bir dille tanımlamak için kullanılır. Bu sayede, ortodonti uzmanları hastanın durumunu net bir şekilde belirleyebilir ve tedavi planını buna göre şekillendirir. En temel sınıflama, üst ve alt çenenin azı dişlerinin birbirine göre konumunu inceleyen Angle Sınıflandırması'dır. Maloklüzyon tipleri, bu üç ana sınıfa ve dişlerin spesifik kapanış şekline göre ayrılır.
1. Sınıf I Maloklüzyon (Nötr Kapanış)
Sınıf 1 kapanış, maloklüzyon tipleri arasında en sık rastlanan durumdur. Azı dişlerinin kapanışı (molar ilişki) ideal pozisyonda olmasına rağmen, sadece ön dişlerin diziliminde sorunlar bulunur. Dişlerde çapraşıklık, aralıklar (diastema) veya küçük hizalama bozuklukları Sınıf I maloklüzyon olarak kabul edilir. Bu sınıfta çene kemiğinde büyük bir uyumsuzluk yoktur, sorun yalnızca dişseldir.
2. Sınıf II Maloklüzyon (Derin Kapanış / Retrognati)
Sınıf 2 kapanış, alt çenenin üst çeneye göre belirgin bir şekilde geride konumlandığı veya üst çenenin aşırı geliştiği durumdur. Tıbbi olarak Retrognati adı verilen bu çene uyumsuzluğunda, üst ön dişler alt ön dişleri aşırı derecede örter. Bu durum, aynı zamanda derin kapanış bozukluğu (deep bite) olarak da bilinir ve çiğneme zorluklarına, diş aşınmalarına ve estetik kaygılara yol açar.
3. Sınıf III Maloklüzyon (Ters Kapanış / Prognati)
Sınıf 3 kapanış, alt çenenin üst çeneden önde olduğu, yani alt çenenin aşırı büyüdüğü veya üst çenenin yetersiz kaldığı durumdur. Prognati olarak da bilinen bu durumun en belirgin işareti, alt ön dişlerin üst ön dişlerin önünde kapanmasıdır. Bu durum, halk arasında ters kapanış veya underbite olarak adlandırılır. Sınıf III çene maloklüzyonları, konuşma ve çiğneme fonksiyonlarını ciddi şekilde bozar.
Spesifik Kapanış Bozukluğu Tipleri
Açık Kapanış (Open Bite):Açık kapanış bozukluğu, alt ve üst dişler kapatıldığında, ön dişlerin arasında dikey bir boşluk kalması ve dişlerin birbirine temas etmemesi durumudur. Genellikle dil itme, parmak emme gibi çocukluk alışkanlıklarından kaynaklanır ve yiyecekleri ısırma ile konuşma işlevlerini olumsuz etkiler.
Derin Kapanış (Deep Bite) Bozukluğu:Derin kapanış bozukluğu, üst ön dişlerin, alt ön dişleri normalden çok daha fazla örtmesi (genellikle alt dişlerin büyük bir kısmını kapatması) durumudur. Bu durum, alt dişlerin karşı damak dokusuna çarpmasına neden olarak zamanla diş eti yaralanmalarına, alt dişlerin aşırı aşınmasına ve çene eklemi problemlerine yol açar.
Çapraz Kapanış (Crossbite): Normalde üst dişler alt dişleri dışarıdan sarmalıdır. Çapraz kapanış durumunda ise, bir veya daha fazla üst diş alt dişlerin içine doğru kapanır. Bu durum, çenenin tek bir tarafa kaymasına ve yüzde asimetri oluşmasına neden olarak çene eklemi (TMJ) sorunlarının riskini artırır.
Maloklüzyon Nasıl Tedavi Edilir? (Kapanış Bozukluğu Tedavisi)
Maloklüzyonun tedavi planı, Angle sınıfına (Sınıf I, II, III), bozukluğun şiddetine, tipine (derin kapanış, açık kapanış vb.) ve hastanın yaşına göre değişir. Kapanış bozukluğu tedavisi temel olarak ortodontik yaklaşımlar ve gerektiğinde cerrahi müdahaleler olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Tedavinin nihai amacı, dişleri doğru hizalamak, çene ilişkisini düzeltmek ve sağlıklı bir oklüzyon sağlamaktır.
1. Maloklüzyonda Ortodontik Tedavi Yöntemleri
Ortodontik tedavi, dişlerin yanlış hizalanmasını düzelterek onları ideal pozisyona taşımak için kullanılır. Diş teli, kapanış bozukluğu tedavisinde en sık kullanılan yaklaşımdır.
Geleneksel Diş Telleri (Braketler): Maloklüzyonda ortodonti tedavisinin temelini oluşturan bu braketler (metal, seramik veya lingual), dişlere kontrollü kuvvet uygulayarak dişleri doğru hizaya getirir. Diş teli ile kapanış bozukluğu nasıl düzelir sorusunun cevabı, teller aracılığıyla dişlerin ve çenelerin yavaşça ideal konuma hareket ettirilmesidir.
Şeffaf Plaklar (Alignerlar): Invisalign gibi şeffaf plak tedavileri, estetik kaygısı olan veya hafif/orta dereceli maloklüzyonlar için popüler bir alternatiftir. Belirli aralıklarla değiştirilen kişiye özel şeffaf plaklar, dişleri aşamalı olarak düzeltir.
Hareketli Apareyler ve Genişletme Cihazları: Özellikle çocuklarda, büyüme ve gelişim çağında kullanılır. Örneğin, üst çene darlığı vakalarında kullanılan Genişletme Apareyleri (Palatal Expander), çeneyi genişleterek dişlerin daha rahat hizalanması için alan yaratır. Bu erken müdahaleler, ilerideki cerrahi ihtiyacını ortadan kaldırabilir.
Şeffaf Plak mı Diş Teli mi ? konulu içeriğimize göz atarak ortodontik tedavinizde size en uygun seçeneğe karar verebilirsiniz.
Ciddi iskeletsel uyumsuzlukların olduğu ileri düzey çene maloklüzyonları (özellikle yetişkinlerde Sınıf II ve Sınıf III) vakalarında tek başına ortodontik tedavi yetersiz kalır. Bu durumda kapanış bozukluğu ameliyatı (Ortognatik Cerrahi) gereklidir.
Ortognatik Cerrahi: Maloklüzyonun ileri düzeyde olduğu vakalarda, özellikle alt veya üst çene yapısındaki ciddi uyumsuzluklar ağız, diş ve çene cerrahisi kapsamında uygulanan ortognatik cerrahi ile tedavi edilir. Bu işlem, genellikle cerrahiden önce ve sonra yapılan ortodontik tedavi ile birlikte birleştirilerek uygulanır.
Diş Çekimi: Aşırı yer darlığı ve çapraşıklık durumlarında, diğer dişlerin doğru hizalanması için gerekli alanı yaratmak amacıyla bir veya birden fazla dişin çekimi gerekli olabilir.
Kapanış Bozukluğu Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Kapanış bozukluğu tedavisi ne kadar sürer sorusunun kesin bir cevabı olmamakla birlikte, bu süre maloklüzyonun şiddetine, seçilen tedavi yöntemine ve hastanın yaşına bağlıdır.
Çocuklarda Tedavi Süresi: Çocuklarda büyüme ve gelişim avantajı kullanıldığı için, çocuklarda ortodonti tedavisidaha hızlı sonuç verir ve 1 ila 2 yıl arasında sürer.
Yetişkinlerde Tedavi Süresi: Yetişkinlerde dişlerin kemik içinde hareketi daha yavaş olduğu için ortodontik tedavi süresi genellikle 1,5 ila 3 yıl arasında değişebilir. Şeffaf plaklarla yapılan tedaviler de bu zaman dilimi içinde sonuçlanır.
Cerrahi Gereken Vakalar: Ortognatik cerrahi (ameliyat), hazırlık aşamalarıyla (cerrahi öncesi ortodonti) birlikte uygulandığı için toplam tedavi süresi 2 ila 3 yıl sürebilir.
Çocuklarda ve Yetişkinlerde Maloklüzyon Tedavisi
Maloklüzyon tedavisinde en önemli ayırt edici faktörü hastanın yaşıdır. Çocuklarda çene kemikleri halen gelişim aşamasında olduğu için "büyüme yönlendirmesi" esastır. Yetişkinlerde ise çene gelişimi tamamlandığından, tedavi daha çok dişlerin konumunun değiştirilmesine odaklanır ve bu da tedavi sürecini farklılaştırır.
Çocuklarda Maloklüzyon Tedavisinde Erken Müdahalenin Önemi
Erken dönem ortodontik müdahaleler (Genellikle 7-10 yaş arası), maloklüzyonun ilerlemesini engellemek ve kalıcı dişlerin doğru şekilde sürmesi için alan yaratmak açısından kritiktir.
Erken Tedavinin Avantajları:
Çene Gelişimini Yönlendirme: Büyüme çağında çene kemiklerinin gelişimi hareketli veya sabit apareylerle yönlendirilebilir (Örn: Genişletme apareyleri). Bu, iskeletsel uyumsuzlukları ameliyata gerek kalmadan düzeltebilir.
Kötü Alışkanlıkların Durdurulması: Parmak emme ve dil itme gibi alışkanlıklara bağlı gelişen açık kapanış bozukluğu gibi sorunlar, basit apareylerle hızla tedavi edilebilir.
Tedavi Süresinin Kısalması: Çene gelişimi tamamlanmadan yapılan bu müdahaleler, ileride ihtiyaç duyulacak ana ortodontik tedavi (diş teli) süresini kısaltır.
Yetişkinlerde Maloklüzyon Tedavisi
Yetişkinlerde maloklüzyon başarıyla tedavi edilebilir ve herhangi bir yaş sınırlaması yoktur. Ancak, çene kemikleri sertleştiği için yetişkinlerde ortodontik tedavisüreci ve yöntemleri çocuklardan farklıdır:
Diş Hareketi Yavaşlığı: Yetişkinlerde dişlerin hareketi daha yavaştır, bu sebeple tedavi 1,5-3 yıl arasında sürer.
Estetik Çözümler: Estetik kaygılar nedeniyle yetişkinler sıklıkla görünmez çözümleri (şeffaf plaklar/Invisalign, lingual diş telleri) tercih ederler.
Cerrahi İhtiyacı: İskeletsel uyumsuzluğun çok ciddi olduğu Sınıf II ve Sınıf III çene maloklüzyonlarında, büyümeyi yönlendirme imkanı kalmadığı için düzeltme ancak ortognatik cerrahi ile mümkündür.
Kapanış Bozukluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen maloklüzyon, zamanla basit bir estetik sorundan çıkarak kalıcı ve ciddi sağlık problemlerine yol açar.
Tedavi Edilmemesinin Riskleri:
Kronik Çene Eklemi (TMJ) Sorunları: Yanlış kapanış, çene eklemi üzerindeki baskıyı artırarak kronik ağrı, çene kilitlenmesi ve şiddetli baş ağrılarına neden olur.
Diş Aşınması ve Kaybı: Özellikle derin kapanış gibi yanlış temasın olduğu tiplerde, dişler normalden hızlı aşınır, çatlama ve kırılma riski artar. Bu durum, uzun vadede diş kaybına yol açabilir.
Periodontal Hastalıklar: Çapraşık dişler, temizlenmesi zor alanlar yaratarak plak ve tartar birikimini hızlandırır, bu da diş eti iltihabına ve ilerleyen periodontal (diş eti) hastalıklara davetiye çıkarır.
Sindirim Sorunları: Yiyeceklerin tam olarak çiğnenememesi, sindirim sistemine aşırı yük bindirerek uzun vadede sindirim problemlerine neden olabilir.
Psikolojik ve Sosyal Etkiler: Ciddi maloklüzyonların estetik görünümü olumsuz etkilemesi, kişinin özgüvenini düşürerek sosyal yaşantısını kısıtlayabilir.
Maloklüzyon tedavi edilmediğinde, hem ağız sağlığı hem de genel yaşam kalitesi üzerinde çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Estetik açıdan gülüşü olumsuz etkileyerek kişinin özgüvenini düşürmesi de bu sonuçlardan biridir. Maloklüzyon tedavisiyle birlikte, gülüş tasarımı gibi estetik diş hekimliği uygulamaları ile bu sorunlar giderilebilir. Tedavi edilmeyen maloklüzyonun yaratabileceği sorunlar şunlardır:
Diş Aşınması: Yanlış hizalanmış dişler, çiğneme sırasında normalden daha fazla baskıya maruz kalır, bu da dişlerin erken aşınmasına neden olabilir. Aşırı aşınma, diş hassasiyeti ve çürük riskini artırır.
Çene Ağrısı ve Eklem Sorunları: Maloklüzyon, temporomandibular eklem (TMJ) üzerinde baskı yaratarak çene ağrılarına, kilitlenmeye veya eklem seslerine yol açabilir. Bu durum, kronik baş ağrılarına ve yüz kaslarında ağrıya neden olabilir.
Çiğneme ve Sindirim Problemleri: Dişler düzgün hizalanmadığında, yiyecekleri etkin bir şekilde çiğnemek zorlaşır. Bu durum, sindirim problemlerine yol açabilir çünkü yiyecekler yeterince parçalanmadığı için mide ve bağırsaklarda ek bir yük yaratabilir.
Diş Eti Hastalıkları: Tedavi edilmeyen maloklüzyon, diş eti hastalıklarına ve hatta periodontitis gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.
Estetik ve Psikolojik Sorunlar: Tedavi edilmemiş maloklüzyon, estetik açıdan kişinin özgüvenini olumsuz etkileyebilir. Dişlerin yanlış hizalanması, gülüşün görünümünü bozabilir ve bireyin sosyal yaşamında sıkıntılar yaratabilir.
Konuşma Bozuklukları: Şiddetli maloklüzyonlar, seslerin doğru bir şekilde çıkarılmasını engelleyerek konuşma bozukluklarına yol açabilir.
Maloklüzyonun Önlenmesi Mümkün mü?
Maloklüzyonun tamamen önlenmesi, özellikle genetik ve iskeletsel nedenlerden kaynaklanan durumlarda, her zaman mümkün olmasa da, çevresel risk faktörlerini ortadan kaldırarak ve erken teşhisle maloklüzyon şiddetinin azaltılması mümkündür.
Önleyici Adımlar:
Erken Ortodontik Muayene: Çocukların 6-7 yaş civarında bir ortodonti uzmanına gösterilmesi, potansiyel kapanış bozukluklarının erken tespitini sağlar.
Kötü Alışkanlıkların Bırakılması: Parmak emme, uzun süreli emzik veya biberon kullanımı gibi çene gelişimini bozan alışkanlıklar 4 yaşından önce sonlandırılmalıdır.
Süt Dişlerinin Korunması: Süt dişlerinin erken kaybı, alttan gelecek kalıcı dişin yerini bozabilir. Erken çekim kaçınılmazsa, diğer dişlerin kaymasını önlemek için mutlaka yer tutucu kullanılmalıdır.
Diş Eksikliklerinin Giderilmesi: Çekilen kalıcı dişlerin yerine zamanında (tercihen diş implantı gibi çözümlerle) yenisinin konulması, komşu dişlerin kaymasını ve kapanış düzeninin bozulmasını engeller.
Düzenli Hekim Kontrolleri: Düzenli diş hekimi ziyaretleri, hem ağız hijyenini korur hem de maloklüzyonun ilk belirtilerini erken aşamada yakalamaya yardımcı olur.
Sağlıklı Bir Diş Kapanışı İçin İlk Adımı Atın
Maloklüzyon, kapsamlı ve doğru bir tedavi planı ile hem fonksiyonel hem de estetik açıdan tamamen düzeltilebilen bir sorundur. Unutmayın; düzgün hizalanmış dişler, sadece güzel bir gülüş değil, aynı zamanda uzun vadede çene eklemi sorunlarını, diş aşınmasını ve periodontal hastalıkları önleyen sağlıklı bir ağız yapısı demektir. Diş kapanış bozukluğu şüphesi yaşıyorsanız, en kısa sürede bir ortodonti uzmanına danışmak, bu süreçteki en kritik adımdır.
Antalya Myra Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği olarak, uzman ortodonti kadromuzla Sınıf I'den ileri çene maloklüzyonlarına kadar her tip kapanış bozukluğuna yönelik kişiye özel çözümler sunmaktayız. Diş teli, şeffaf plaklar veya ortognatik cerrahi gibi en güncel yöntemlerle, size ideal kapanışı ve sağlıklı bir gülüşü garanti ediyoruz.
Detaylı bilgi almak için bizi hemen arayabilir veya WhatsApp’tan yazabilirsiniz.
Maloklüzyon: Kapanış Bozukluğu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Maloklüzyon, alt ve üst çenedeki dişlerin birbirine doğru şekilde hizalanmaması sonucunda oluşan diş kapanış bozukluğudur. Çiğneme, konuşma ve çene eklemi fonksiyonlarını etkileyebilir, bu nedenle sadece estetik bir sorun olarak görülmemelidir.
Maloklüzyonun en sık görülen belirtileri arasında çiğneme zorluğu, ön dişlerle ısırmada sorun, çene ekleminde ses veya ağrı, dişlerde düzensiz aşınma, çapraşıklık ve estetik olarak rahatsız eden diş dizilimi yer alır. Bazı bireylerde baş ve yüz bölgesinde ağrı da eşlik edebilir.
Kapanış bozukluğu tedavisi, bozukluğun tipine ve şiddetine göre planlanır. Hafif ve orta şiddetteki maloklüzyonlarda genellikle diş teli veya şeffaf plaklarla ortodontik tedavi uygulanır. İleri iskeletsel bozukluklarda ise ortodontik tedaviye ek olarak ortognatik cerrahi gerekebilir.
Tedavi süresi, maloklüzyonun derecesine, hastanın yaşına ve seçilen yönteme göre değişir. Çoğu ortodontik tedavi 1 ile 3 yıl arasında tamamlanır, çocuklarda büyüme döneminin avantajı nedeniyle süre genellikle biraz daha kısadır.
Çocuklarda büyüme döneminde çene gelişimi devam ettiği için bazı hafif uyumsuzluklar kısmen düzelebilir. Ancak belirgin maloklüzyonların kendi kendine tamamen düzelmesi beklenmez ve çoğu durumda ortodontik tedavi gereklidir. Erken ortodontik değerlendirme, ileride daha kapsamlı tedavilerin önüne geçebilir.
Hafif ve orta şiddetteki birçok diş kapanış bozukluğu, şeffaf plak tedavileri ile başarıyla düzeltilebilir. Ancak ileri derecede çene iskelet bozukluğu olan vakalarda klasik diş teli veya cerrahi ile kombine tedaviler gerekebilir. Hangi yöntemin uygun olduğuna ortodonti uzmanı muayene sonrası karar verir.
Derin kapanış tedavisinde amaç, üst ön dişlerin alt ön dişleri aşırı örtmesini azaltmak ve çiğneme yüzeylerini doğru konuma getirmektir. Vakaya göre değişmekle birlikte, derin kapanış tedavisi genellikle 1 ile 2 yıl arasında sürer ve çoğunlukla sabit ortodontik tedavi ile gerçekleştirilir.
Ters kapanış, alt ön dişlerin üst ön dişlerin önünde konumlandığı ve çoğu zaman alt çenenin önde olduğu kapanış bozukluğudur. Tedavi edilmediğinde çiğneme zorluğu, dişlerde asimetrik aşınma, çene eklemi problemleri ve yüz asimetrisi gibi sorunlara yol açabilir.
Çenenin dinlenme pozisyonunda dudaklar kapalıyken dişler genellikle birbirine temas etmez, aralarında küçük bir boşluk bulunur. Çiğneme sırasında ise dişler kontrollü şekilde temas etmelidir, sürekli diş sıkma veya gece diş gıcırdatma normal kabul edilmez ve tedavi edilmelidir.