1979’da Almanya Stuttgart’ta doğan Dr. Çetin, ilkokuldan liseye kadar Kırşehir’de eğitim görmüş, diş hekimliği lisansını 19 Mayıs Üniversitesi’nde tamamlamıştır. 2005’te Antalya’da özel muayenehanede mesleğe başlamış, 2012–2016 yıllarında KlinikAntalya’da ortak hekim olarak çalışmıştır. 2016’da kurduğu Myra Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde halen hizmet vermektedir.
Diş hassasiyeti, soğuk bir yudum suda ya da sıcak bir çayda dişinizde beliren kısa ve keskin ağrıdır. Diş hekimliğindeki karşılığı dentin hassasiyeti, halk arasındaki adı ise diş sızlamasıdır.
Bu şikayet yetişkinlerde en sık görülen ağız içi sorunlardan biridir ve çoğu kişi hassasiyeti geçici bir rahatsızlık sayıp yıllarca katlanır. Oysa diş hassasiyeti tek başına bir hastalık değil, altta yatan bir durumun belirtisidir. Bazen yalnızca fırçalama alışkanlığınızdan kaynaklanır, bazen de diş eti çekilmesi ya da ilerlemiş bir çürüğün ilk habercisi olur.
Bu yazımızda hassasiyetin nasıl oluştuğunu, hangi uyaranın neyi anlattığını, evde neyin işe yaradığını ve hangi noktada diş hekimine başvurmanız gerektiğini bulacaksınız.
Diş Hassasiyeti Nedir?
Dişin dış yüzeyini mine tabakası kaplar. Minenin altında ise dentin adı verilen, çok daha yumuşak bir katman bulunur.
Dentinin içi mikroskobik kanallarla doludur ve bu kanallar dişin içindeki sinire kadar uzanır. Mine aşındığında ya da diş eti çekilip kök yüzeyi açığa çıktığında kanalların ağzı dışarı açılır. Soğuk bir içecek ya da tatlı bir gıda kanalların içindeki sıvıyı harekete geçirir, bu hareket siniri uyarır ve siz bunu ani bir ağrı olarak hissedersiniz.
Yalnız dentini açıkta olan herkes ağrı çekmez, kanalların da açık olması gerekir. Hassasiyet şikayeti olan dişlerde açık kanal sayısı, şikayeti olmayanlara göre yaklaşık sekiz kat fazla ve kanallar yaklaşık iki kat geniştir (Kaynak: Dionysopoulos et al., Applied Sciences, 2023).
Aynı sofradaki iki kişiden birinin dondurmadan rahatsız olup diğerinin hiçbir şey hissetmemesi bununla açıklanır. Tedavi de buradan hareket eder: amaç ya kanalların ağzını kapatmak ya da sinirin uyarıyı iletmesini azaltmaktır.
Diş Hassasiyeti Neden Olur?
Dentin hassasiyetinin altında tek bir sebep yoktur. Ortak nokta hepsinin aynı sonuca varmasıdır: dentin açığa çıkar ve içindeki kanallar dış uyaranlara açık hale gelir. Aşağıdaki nedenler bunu farklı yollardan yapar.
Diş eti çekilmesi
Hassasiyetin en sık karşılaşılan nedeni diş eti çekilmesidir. Diş eti geri çekildiğinde kök yüzeyi açığa çıkar ve kökte mine tabakası bulunmaz.
Bu yüzden kök yüzeyi, dişin görünen kısmına göre çok daha savunmasızdır. Soğuk ya da tatlı bir uyaranla doğrudan temas ettiğinde ağrı hemen ortaya çıkar. Çekilmenin nedenleri arasında diş eti hastalıkları, sert fırçalama ve genetik yatkınlık başta gelir.
Mine aşınması ve asit erozyonu
Mine aşındıkça altındaki dentin yüzeye yaklaşır ve hassasiyet başlar. Bu aşınma çoğu zaman yıllar içinde, fark edilmeden ilerler.
En büyük etken asitli beslenmedir. Gazlı içecekler, enerji içecekleri, turunçgiller ve sirke gibi gıdalar mineyi kimyasal olarak çözer. Reflü hastalarında mide asidi de aynı etkiyi yapar. Konu hakkında daha detaylı bilgi içindiş minesi aşınması yazımızı okuyabilirsiniz.
Sert fırçalama ve aşındırıcı diş macunu
Dişleri sert fırçalamak temizliği artırmaz, mineyi ve diş etini aşındırır. Özellikle sert kıllı fırçayla yatay hareketlerle fırçalamak diş eti kenarında zamanla oyuklar oluşturur.
Beyazlatıcı diş macunları da bu tabloyu ağırlaştırabilir, çünkü bu macunların çoğu leke çıkarmak için aşındırıcı parçacıklar içerir. Hassasiyet şikayetiniz varsa bu tür macunlardan uzak durmanız gerekir.
Diş sıkma ve gıcırdatma
Bruksizm, mineyi çiğneme yüzeylerinden aşındırarak hassasiyete yol açar. Gece boyunca dişlere binen kuvvet, normal çiğneme kuvvetinin çok üzerindedir.
Zamanla mine incelir, dişlerde çatlaklar oluşur ve dentin açığa çıkar. Sabahları çene ağrısı veya diş hassasiyetiyle uyanıyorsanız diş sıkma ve gıcırdatma tablosunu değerlendirmek gerekir.
Diş hekimi işlemlerinden sonra görülen geçici hassasiyet
Bazı tedavilerin ardından ortaya çıkan hassasiyet beklenen bir durumdur ve kendiliğinden geçer. Burada önemli olan, geçici olanla kalıcı olanı ayırt edebilmektir.
Dolgu sonrası birkaç gün süren duyarlılık normaldir. Diş taşı temizliğinden sonra kök yüzeyi kısa süre açıkta kaldığı için benzer bir hassasiyet oluşabilir; bu genellikle birkaç gün içinde kaybolur. Diş beyazlatma işlemlerinden sonra görülen hassasiyet de aynı şekilde geçicidir ancak biraz daha uzun sürebilir.
Bu şikayetler bir haftayı geçiyor ya da giderek şiddetleniyorsa artık normal iyileşme sürecinden söz edilemez, hekiminize başvurmanız gerekir.
Çürük, çatlak ve kırık dişler
Çürük dentine ulaştığında hassasiyet çoğu zaman ilk uyarı işareti olur. Bu durumda ağrı genellikle tek bir dişte toplanır ve zamanla artar.
Dişteki ince çatlaklar veya kırık dişler de benzer bir tablo yaratır. Çatlak dişlerde ağrı çoğunlukla ısırma sırasında ya da ısırmayı bıraktığınız anda keskin biçimde hissedilir. Her iki durum da kendiliğinden geçmez ve tedavi gerektirir.
Sıcak, Soğuk, Tatlı: Diş Hassasiyetinde Hangi Uyaran Neyi Anlatır?
Diş hassasiyetinin hangi uyaranla ortaya çıktığı, hekiminiz için önemli bir ipucudur. Çünkü her uyaran dentin kanallarındaki sıvıyı farklı biçimde etkiler.
Soğuk, en keskin ağrıyı yapan uyarandır. Soğuk temas kanallardaki sıvıyı hızla dışarı doğru çeker ve bu ani hareket siniri güçlü şekilde uyarır. Dentin hassasiyetinin klasik tablosu budur: ağrı bir anda gelir, birkaç saniye sürer ve uyaran ortadan kalkınca biter.
Sıcak ise daha yavaş ve daha künt bir tepki oluşturur. Sıcaklık sıvıyı içeri doğru, çok daha yumuşak biçimde hareket ettirdiği için ağrı genellikle soğuktakinden hafiftir. Bu yüzden sıcakla ortaya çıkan, şiddetli ve uzun süren bir ağrı dentin hassasiyetinin dışına çıkar ve genellikle dişin iç dokusuyla ilgili bir sorunu işaret eder.
Tatlı ve asitli gıdalar farklı bir mekanizmayla ağrı yaratır. Yoğun şeker ya da asit, kanallardaki sıvıyı yüzeye doğru çekerek aynı sinir uyarımını başlatır. Tatlıyla belirginleşen hassasiyet çoğu zaman çürük ihtimalini de gündeme getirir, bu yüzden göz ardı edilmemelidir.
Hava teması da tek başına ağrı yapabilir. Kışın dışarıda konuşurken ya da derin nefes alırken dişlerin sızlaması, soğuk havanın açık kanalların yüzeyindeki sıvıyı buharlaştırmasından kaynaklanır. Diş hekimleri de tanı koyarken hava spreyi kullanır, çünkü bu uyaran hassasiyeti güvenilir biçimde ortaya çıkarır.
Ön dişlerin hassasiyeti ise sık sorulan bir konudur. Ön dişlerin mine tabakası arka dişlere göre daha incedir ve bu dişler soğuk havayla doğrudan temas eder. Ayrıca diş eti çekilmesi ön bölgede daha erken fark edilir. Bu üç etken bir araya geldiğinde ön dişlerde hassasiyet, arka dişlere kıyasla daha çabuk ortaya çıkar.
Diş Hassasiyeti Ne Zaman Diş Hekimine Başvurmayı Gerektirir?
Tipik hassasiyette ağrı ani başlar, birkaç saniye sürer ve uyaran ortadan kalktığı anda biter. Bu tarifin dışına çıkan ağrılar ise farklı bir sorunu işaret eder, çünkü dentin hassasiyeti tanısı ancak çürük, iç doku iltihabı ve çatlak diş gibi durumlar dışlandıktan sonra konur.
Şu durumlarda şikayetinizi sadece hassasiyet olarak görmemeniz gerekir:
Diş ağrısı hiçbir uyaran olmadan kendiliğinden başlıyorsa
Uyaran ortadan kalktıktan sonra dakikalarca sürüyorsa
Geceleri sizi uykudan uyandırıyorsa
Zonklama şeklindeyse
Tek bir dişte yoğunlaşıp giderek şiddetleniyorsa
Diş etinde şişlik, kızarıklık ya da akıntı eşlik ediyorsa
Bu belirtiler genellikle dişin iç dokusundaki bir iltihabı gösterir ve hassasiyet giderici macunla çözülmez. Isırırken değil, ısırmayı bıraktığınız anda gelen keskin ağrı ise çatlak diş için tipiktir.
Fırçalarken kanama ve diş etinde şişlik öne çıkıyorsa sorun dişte değil diş etinde olabilir. Bu ayrımı diş eti iltihabı yazımızda ele aldık.
Diş Hassasiyeti Nasıl Geçer? Evde Yapabilecekleriniz
Hassasiyetin hafif ve yaygın olduğu durumlarda ilk adım evde atılır. Amaç iki şeyden biridir: dentin kanallarının ağzını kapatmak ya da sinirin uyarıyı iletme kapasitesini azaltmak.
Hassasiyet giderici diş macunu
Bu macunların etkisi marka isminden değil, içerdikleri etken maddeden gelir. İki farklı mekanizma vardır ve hangisinin size uygun olduğu şikayetinizin türüne göre değişir.
Potasyum nitrat içeren macunlar sinir uçlarının uyarıya verdiği tepkiyi baskılar. Yani kanalları kapatmaz, sinirin ağrı eşiğini yükseltir. Florür ve özellikle stannöz florür içerenler ise doğrudan kanalların ağzını kapatarak fiziksel bir bariyer oluşturur.
Kullanım şekli sonucu belirler. Macunu fırçaladıktan sonra hassas bölgeye parmakla sürüp bir süre bekletmek, sadece fırçalayıp durulamaktan çok daha etkilidir. Etkinin oturması için de düzenli kullanım gerekir, birkaç günde sonuç beklemeyin.
Fırçalama alışkanlığınızı gözden geçirin
Yumuşak kıllı fırçaya geçmek çoğu hastada tek başına belirgin fark yaratır. Fırçayı kuvvetle bastırmak temizliği artırmaz, mineyi ve diş etini yıpratır.
Yatay ve sert hareketler yerine, diş eti kenarından dişe doğru yumuşak dairesel hareketler tercih edin. Beyazlatıcı macunları da bir süre bırakmanız gerekir, çünkü bu macunların çoğu aşındırıcıdır.
Asitli gıdalardan sonra hemen fırçalamayın
Asitli bir şey tükettikten sonra mine geçici olarak yumuşar ve o anda fırçalamak aşınmayı hızlandırır. En az bir saat beklemek gerekir.
Bu arada ağzınızı suyla çalkalayabilir ya da süt gibi nötrleyici bir içecek tüketebilirsiniz. Gazlı içecekleri pipetle içmek de dişlerle teması azaltan basit bir önlemdir.
Ne zaman durmalı?
Düzenli kullanıma rağmen iki ila dört hafta içinde belirgin bir rahatlama olmuyorsa evde yapılabileceklerin sınırına gelmişsinizdir. Bu noktadan sonra macun değiştirmek yerine hekiminize başvurmanız gerekir.
Tedavide izlenen yol da bunu esas alır: önce en az müdahaleci seçenekler denenir, sonuç alınamazsa klinik uygulamalara geçilir (Kaynak: FDI World Dental Federation, 2009).
Diş Hassasiyetinde Klinikte Uygulanan Tedaviler
Klinikte uygulanan yöntemler evdekilerden daha güçlüdür, ancak asıl fark şudur: hekim önce hassasiyetin nedenini belirler ve tedaviyi buna göre seçer. Aynı şikayetle gelen iki hastaya çoğu zaman farklı tedaviler uygulanır.
Florür verniği ve hassasiyet giderici ajanlar
En sık uygulanan ve en az müdahaleci yöntem budur. Yüksek konsantrasyonlu florür verniği ya da özel hassasiyet giderici solüsyonlar, açık kanalların ağzını kapatarak uyaranın sinire ulaşmasını engeller.
İşlem birkaç dakika sürer, anestezi gerektirmez. Etkisi kalıcı değildir ve belirli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir, ancak birçok hastada şikayeti belirgin şekilde azaltır.
Aşınmış bölgenin dolguyla kapatılması
Diş eti kenarında gözle görülür bir oyuk ya da çentik oluşmuşsa vernik yeterli olmaz. Bu durumda açıkta kalan bölge kompozit dolguyla kapatılır.
Böylece dentin yüzeyi fiziksel olarak örtülür ve hassasiyet genellikle tek seansta ortadan kalkar. Aynı işlem diş yüzeyindeki aşınmayı da durdurur.
Diş eti grefti
İleri düzeyde çekilme varsa kalıcı çözüm kök yüzeyinin yeniden diş etiyle kapatılmasıdır. Bu işlemde damaktan veya komşu bölgeden alınan doku, açıkta kalan kök yüzeyine nakledilir.
Hassasiyeti gidermenin yanı sıra çekilmenin ilerlemesini de durdurur ve estetik görünümü iyileştirir. Ayrıntıları diş eti grefti yazımızda bulabilirsiniz.
Kanal tedavisi
Nadiren başvurulan son seçenektir. Hiçbir yöntemle kontrol altına alınamayan, dişin iç dokusunun geri dönüşsüz biçimde etkilendiği vakalarda gündeme gelir.
Sadece hassasiyet şikayetiyle gelen hastalarda kanal tedavisine ihtiyaç duyulması alışılmış bir durum değildir.
Burada dürüst olmak gerekir: hassasiyet tedavisinde tüm hastalarda aynı sonucu veren tek bir yöntem yoktur ve mevcut bilimsel veriler henüz kesin bir tedavi protokolü ortaya koyacak düzeyde değildir. Bu yüzden doğru yaklaşım, nedeni belirleyip en az müdahaleci seçenekten başlamak ve gerektiğinde ilerlemektir.
Antalya'da Diş Hassasiyeti Tedavisi
Diş hassasiyetinin nedeni gözle bakılarak anlaşılmaz. Diş eti seviyesi, mine aşınması, mevcut dolguların durumu ve kapanış birlikte değerlendirilmeden hangi tedavinin işe yarayacağı belli olmaz. Aynı şikayetle gelen iki hastaya çoğu zaman farklı tedaviler uygulanmasının sebebi budur.
Antalya Lara bölgesi, Şirinyalı'daki kliniğimizde muayene bu değerlendirmeyle başlar. Nedeni belirledikten sonra en az müdahaleci seçenekten başlayan bir plan oluşturur, gerekli görülmedikçe daha ileri işlemlere geçmeyiz.
Diş hassasiyeti tedavisi ve muayene randevusu için bizi arayabilir veya WhatsApp üzerinden yazabilirsiniz.
Diş Hassasiyeti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Süre nedene bağlıdır. Dolgu ya da diş taşı temizliği sonrası oluşan hassasiyet birkaç gün içinde geçer. Diş eti çekilmesi veya mine aşınmasına bağlı hassasiyet ise neden ortadan kaldırılmadıkça devam eder.
Bazen geçer. Geçici bir tahriş söz konusuysa vücut kanalların ağzını zamanla kısmen kapatabilir. Ancak altta çürük, çatlak ya da ilerlemiş bir çekilme varsa kendiliğinden düzelmez.
Potasyum nitrat veya stannöz florür içeren macunlar tercih edilmelidir. İlki sinirin ağrı eşiğini yükseltir, ikincisi dentin kanallarını kapatır. Etkinin oturması için düzenli kullanımla iki ila dört hafta gerekir.
Her zaman değil, ancak olabilir. Çürük dentine ulaştığında hassasiyet ilk uyarı işareti olur. Ağrı tek bir dişte toplanıyor ve giderek artıyorsa çürük ihtimali yüksektir.
Hiçbir uyaran olmadan başlayan sızlama dentin hassasiyetinin tipik tablosu değildir. Bu tür ağrılar genellikle dişin iç dokusundaki iltihabı işaret eder ve diş hekimi değerlendirmesi gerektirir.
Dolaylı olarak yapar. Stres diş sıkma ve gıcırdatmayı tetikler, bu da mineyi aşındırarak dentini açığa çıkarır.
Doğrudan bir vitamin eksikliğinden kaynaklanmaz. D vitamini ve kalsiyum eksikliği diş ve diş eti sağlığını zayıflatarak zemin hazırlayabilir, ancak hassasiyetin asıl nedeni dentinin açığa çıkmasıdır.
Aşınma yüzeyseldir ve hassasiyet yapıyorsa florür uygulamasıyla kontrol altına alınabilir. Belirgin madde kaybı varsa bölge dolguyla, ileri vakalarda kaplamayla kapatılır.